Travel

Amsterdam’da iki gün / Weekend in Amsterdam

Amsterdam
itiraf ediyorum, 2016’da çok gezdim.. pegasus’un katkılarıyla yerimde duramadım.. iyi ki de durmamışım, baksanıza euro el yakıyor artık.. hatırlıyorum iki, üçken ‘ne kadar da yükseldi’ diye dert yanıyorduk, şimdiki duruma bak.. dört..  bir euro dört lira.. türk lirasının değer kaybına mı yanayım, kafam estiğince yurtdışına çıkamayacağıma mı.. o yüzden ‘yahu ne çok gezdin, sen istanbul’a uğrar mıydın’ diyenlere gelsin bu yazım..  

yine bulduk uygun bilet, kasım’da amsterdam’a kaçtık haftasonu için.. nedendir bilinmez, soğukta dona dona gezmek adet oldu.. yurtdışı gezilerim bir şekilde kış mevsimine denk geliyor.. ama şikayetçi değilim.. soğuğun keyfi bir başka, daha az turist olunca etrafta rahat ediyor insan.. amsterdam da buz gibiydi.. burnum düşecek sandım..
genel olarak pahalı bir şehir olduğunu söylesem yeni bir şey söylemiş sayılmam herhalde.. oteller o kadar pahalıydı ki, kendimizce bulduğumuz formül, ilk gece havalimanına yakın bir otelde, ikinci gece ise merkezde bir otelde kalmak oldu, böylece maliyetleri yarı yarıya indirirken, ilk gece merkeze gitmekle uğraşmamış olduk.. ertesi sabah otelde kahvaltı edip yola çıktık, neyse ki tanıdık bir abimiz bizi alıp merkezdeki otelimize bıraktı, aksi takdirde toplu taşıma ile nasıl giderdik emin değilim..
kanallar üzerine kurulu şehri gezmeye başlıyoruz, ilk durak tabii ki dam square yani dam meydanı.. ama öncesinde singel’de bulunan çiçek pazarına girip, birbirinden renkli laleler ve hediyelik eşyaların arasında kendimizi kaybediyoruz.. off alınabilecek onca güzel şey var ama sırt çantamıza hiçbiri sığmaz.. tam bu noktada, muntplein’de, munttoren var.. amstel nehri ile singel kanalının tam birleştiği noktada yer alan bu kule amsterdam’ın ortaçağ şehir duvarlarının ana kapılarından biriymiş, çok eski, bin dört yüz seksenlerden bahsediyorum.. yürümeye devam.. kanal boyunca bir duruyor, bir yürüyoruz.. fotoğraf çekmeden yapamıyor insan.. burası insanı fotoğraf çekmeye teşvik ediyor, öyle ki tüm kanalları, bisikletleri çekesi geliyor insanın.. selfieler havada uçuşuyor.. derken dam meydanındayız.. şehrin ana meydanı burası, en turistik bölgelerden biri haliyle.. batı yönünde kraliyet sarayı -koninklijk paleis Amsterdam- ile yeni kilise – de nieuwe kerk-, güney yönünde madame tussauds, doğu yönünde nationaal  monument ve son olarak kuzey yönünde de alışveriş merkezi de bijenkorf.. şipşak kameramla ilk deneyimim burada hüsrana uğradı.. çekmeye çalıştığım selfiede sadece benim çıkmam, kalan herkesin bedeninin alt kısmının çıkması biraz komik oldu, selfie başarılı olmayınca biri bizi çeksin dedik, o da o kadar uzaktan çekti ki karınca gibi çıktık.. iyi ki varsın dslr makinem..   
evet, nerde bu redlight district ve ne var burada bu kadar meşhur.. sorularımıza yanıt aramaya çalışacaktım bu seyahatte.. öyle abartıldığı gibi olmadığını söylemeliyim.. evet aşmış adamlar, her şey tüm doğallığı ve çıplaklığı ile ortada.. birkaç sokak gezdikten sonra haliyle ilgimi yitiriyorum.. erkekler  için durum farklı olabilir.. çok fazla uzatmadan, aslında bakış açısı ve zihniyetin ne kadar açık olduğunu anlamamı sağlıyor bu gezi, belki de olması gereken şekli budur diyorum.. diğer taraftan da bu kadar her şey ortada olunca bazı şeyler biraz cazibesini yitirmiyor mu diye düşünmeden de edemiyorum.. kafa karışıklığı..
her yerde steak house, arjantini, italyanı.. bir italyan steak house restoranında açlığımızı giderdikten sonra vuruyoruz kendimizi sokaklara.. şehir merkezi küçük sayılır.. o yüzden yürüyerek her tarafa gitmek mümkün.. magna plaza alışveriş merkezinde biraz ısınıp, kafayı taktığım sırt çantasını almak istemiştim ama ah euro, yaktın bizi..  ilk gün bu şekilde sonlandı.. durun bir dakika! noldu yaşlandık mı, hemen otele gitmeler falan..  bari otel zincirinin sadakat programına üyeliğim sayesinde hoş geldin içeceklerimizi içelim..  
pegasus magazine o ay amsterdam’da nerelerde yenir sorusunu yanıtlıyordu, gözüme singel 404 takıldı.. kahvaltı için burayı aramaya başladık ikinci günün sabahında.. yerlilerin takıldığı miniminnacık bu mekanda yediğimiz omletin tadı damağımda.. aslında burası çeşit çeşit sandviçleri ile ünlüymüş.. sıcak, sevimli bir mekan, tavsiye ediyorum..
pek müze canlısı değilim, evet.. şehri tanımak, yerlilerin yaşam biçimini gözlemlemek seyahatlerde önceliğim.. bir de çok önemli bir müze olmadıkça içine girmeye vereceğim parayla lisanslı mağazasından hatıralar almayı daha çok seviyorum.. burada da rembrandt müzesi ve rijksmuseum’un mağazalarına girip dolaştık.. bir de gittiğimiz şehirlerin kitapçılarına girip kaybolmak hobi halini almaya başladı.. italyada ingilizce kitap bulmakta çok zorlanmıştık.. amsterdam’da kitaba boğulduk.. waterstones ve the american book store, tekrar gitmek istiyorum! Hollanda mutfağı çok popüler olmasa da bir kitap aldım, yaptım mı hiç tarif.. hayır..
sokak aralarında gezinirken bir anda kendimizi begijnhof’ta bulduk.. Fransızca bir terim olan béguinage’dan adını alıyormuş burası..  ne demek bu, içinde dinine bağlı hıristiyan kadınların yaşadığı, bir şapel ya da kilisenin etrafını çevreleyen binalardan oluşan kompleksler.. bu kadınlar rahibeler gibi yemin etmiyor ama dine bağlı, hayır işlerine gönüllü bir hayat sürüyor, istedikleri anda da evlenebiliyorlarmış.. aslında belçika’da unesco miras listesinde 13 béguinage varmış.. hollanda, fransa ve ingiltere’de örneklerine rastlanırmış.. enteresan bir yer, gidin görün..
rijksmuseum’um hemen arkasındaki cobra cafe’de oturuyoruz.. mutfağı çok zengin değil demiştim, ama pancake’leri çok tatlı.. poffertjes deniyor.. mini mini pancakeler, üzerinde pudra şekeri yanında tereyağı ile geliyor, kahvenin yanında hüpletiyoruz.. off bu tatiller kilo aldırıyor..   
burada kocaman iamsterdam yazısı var, tabi ki fotoğraf çekmek imkansız, bütün dünya burada.. van gogh müzesi hemen ileride..  resme düşkünler buraya..
ikinci günün de sonuna geldik.. güzel bir restoranda kapanışı yapalım, p.king cafe& restaurant servisi ve güleryüzü eksik olsa da lezzetiyle mutlu ayrılmamızı sağlıyor.. hadi şimdi havalimanına.. sabaha işbaşı..

Amsterdam

Amsterdam

Amsterdam

 
Amsterdam
Amsterdam
Amsterdam
Amsterdam
Amsterdam
Amsterdam

Amsterdam

Amsterdam

Amsterdam

Amsterdam

Amsterdam
Amsterdam

Amsterdam

Amsterdam
Amsterdam
Amsterdam
Amsterdam
Amsterdam

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.